Türkiye’de futbolun bitirildiğini bu devranın böyle döndürülemeyeciğini sezon başından beri söylemekten biz bıkmadık, hakemlerde her hafta rezil kararlar vererek bu değirmenin suyuna uyduklarını gözümüze sokmaktan utanmadılar. Özellikle bu seneki yazılarımda Türk hakemliğinin bitmiş olduğunu belirterek verdikleri kararları tek tek irdelemiyorum. Yabancı hakem denemesinin şart olduğunu da yazmıştım. Galatasaray Spor Kulübü son yıllarda olabileceği en nazik formatta bir çok kez bu konuda açıklama yaptı. Özellikle bu sene futbol neredeyse sadece iki takımın ligin tepesinde alacağı konumu belirlemek için oynanıyor. Ama oynanan kesinlikle futbol değil. Anadolu takımlarının bariz ve galiz bir şekilde her iki takıma karşı kullandıkları taktik ve oyun anlayışlarıyla hangi takımı seçtiklerini açıkça ifade ediyorlar. Bunu oynanan oyundan, oyuncu seçimlerinden ve sahaya dizilişlerinden olduğu kadar maçların sonuçlarından da anlayabiliyorsunuz. Ben bir Galatasaray’lı olarak bu sene boyunca sırtımı koltuğa yaslayıp şöyle rahat rahat maç izlediğimi hatırlamıyorum. Olsa olsa geçen hafta Trabzon deplasmanı biraz rahat geçti ama diğer maçlar ve bu akşam oynanacak Galatasaray – İstanbulspor  maçı dahil hepsi bıçak sırtı, dişe diş, son dakikaya kadar ve sonucu belli olmayan maçlar izliyorum. Bir takım size karşı beşli savunma ve önüne de dört kişilik duvar örerek oyunu kilitlemeye dönük oynarken, diğer takıma karşı hem yedek oyuncuyu hem de en kritik bölgeye hem de üçlü savunma oynamak üzere çıkarılması sizce normal mi? Normal şartlarda normal bir ülkede futbolun etik kurulları ve yöneticileri bizdeki gibi seyirci kalmaz olaya müdahale ederlerdi. Ben belki tarafım ama şunu söylemek için tarafsız olmaya da gerek yok bu sene Türk futbolunun rengi tamamen karadır. Hakemlerde insandır hata yapabilir felsefi bir söylem olduğunda doğrudur. Ama yapılanlar hakem hatası olmaktan ötedir ve sadece bir takımın lehine yapılmaktadır.

TRABZON 1-5 GALATASARAY

Bu akşam oynayacağımız Galatasaray – İstanbulspor maçı rakibin konumuna bakılmaksızın her türlü zor geçecek çünkü rakip takıma yapılanları tüm taraftarlar gibi tüm futbolcular da görüyor anlıyor. Ben futbolcu olsam tüm yaşananlar karşısında kafamda soru işaretleri belirir ve bir tiyatronun içerisinde figüran mıyız acaba diye düşünürdüm. Bu psikoloji üzerine maça çıkmak elbette zor ve rakiplerin tavrı da birleşince her maç final gibi oynanıyor. Bakalım maçtan sonra neler yazabileceğim.

GALATASARAY 3-1 İSTANBULSPOR

Okan Buruk çıkarabileceği en iyi kadro ile sahaya çıkmıştı ama ilk yarıda sadece sol ve sağ kanat bekleri yanlış yerlerdeymiş onu fark etti. Davinson ile Nelsson ilk kez yanyana oynadıklarından mı nedir bilinmez ama rakip çok hızlı çıkarak bizi savunmada hep eksik yakaladı. Son maçlarda Torreria’nın atak kesiciliği biraz gerileme döneminde, yanındaki oyuncunun en azından pozisyon olarak destek vermemesi durumunda orta sahamız düşüyor. Kanat hucumlar en azından bölgelerini savunmak zorundalar.

İkinci yarıda sağ ve sol bek değişince özellikle sağ taraftan isabetli Kaan Ayhan pasları görebildik ve  solda da Barış iyi forse etti. İcardi’nin oyunda olması rakibin de savunma stresini ve hata şansını artırdı. attığı gol ofsayt değildi. İlk pozisyonda topun etkin olduğu alanda olmadığı gibi otomatik ofsayt sistemi de bize uygulanmadı zaten. Allah’tan serbest vuruş gibi itiraz edebilecek veya bahane edilecek bir gerekçe olmadan temiz bir gol buldu Kerem. Takımın en kötüleri o kadar çok sırıtıyor ki istesen de takımın oyununa giremiyorlar. Tete de Halil de zaman içerisinde daha uyumlu ve daha iyi olacakları halde gittikçe düştüler ve artık takımda olmamalılar. Biraz daha zorlasa bence Zaha bile beklentinin altında. Mesela Mertens hakkında hiç kimse olumsuz düşünmüyor, bir sene daha oynamak istese bu takımda yeri var. Okan Hoca yine ikinci yarı hamleleri ile oyunu kurtardı ama bize karşı 5-4-1 oynayan takımlar nedense FB karşısına 3-4-3 oynuyorlar. Bu zihniyet kesinlikle etik ve fair game değil, bunu hepimiz görüyor ve yaşananlara şahit oluyoruz. 

GALATASARAY