ÇİFTLİK
Çiftlik deyip geçmemek lazım, bir çok insanın hayallerini süsler. Önce etrafını çevirisinin, hem korunsun hem de sınırları belli olsun diye, sonra ikamet edilecek bir ev, garaj, depo, hayvanlar olacaksa onların yerleri, tarım alanları ve çalışanları için küçük bir müştemilat. Hele bir de babadan kalma olursa onu yönetmek de bir o kadar keyifli. Hani derler ya babasının çiftliği gibi yönetiyor diye, vardır bir gerçeklik payı.
Bugünlerde tepeden inme bir kuruma gelip de babasının çiftliği gibi yöneltilen o kadar çok örnekler var ki! En popüler olanı zaten gözümüzün önünde TFF. Türkiye Futbol Federasyonu yarı özerk güya seçim ile başkanını seçen ve ülke futbolunu yöneten kurum. Öyle bir yapısı var ki, başkan olduktan sonra istediğin kadar akrabanı çeşitli görevler ile TFF’ye alabiliyorsunuz, kimse hop ne oluyor burası babanın çiftliği mi diye sormuyor! Federasyonun bir sürü kurulları var, buralara da istediğin kişileri öyle ya da böyle yerleştirip tüm futbol yönetimini keyfine göre idare ediyorsun. Hele bir de MHK diye kurul var ki takımları maçlar vesilesi ile kontrol etmek, kimini kollama, kimini doğrama, dibine kadar serbest. Çünkü patron belli ceza makamı da ödül makamı da aynı kişi olunca ortada Adalet olmasına gerek kalmıyor. Mesela kendi köylüsü b.ktan bir hakemi istediği maça atayabiliyor. FIFA kokarttı takamayan, yabancı dil bilmeyen bir hakem, üstelik potada olan 3. takımın bölgesinden olmasına rağmen seçimin etik ve adil olmasına bile gerek yok çünkü burası kendi çiftliği.
GENÇLERBİRLİĞİ 1-2 GALATASARAY
George Orwell’in “Hayvan Çiftliği” belki de bilinen en ünlü çiftlik olabilir. Bu kitapta bir çiftlikte yaşayan tüm hayvanların eşit olduğu ama bazılarının daha eşit olduğunu anlatılır. Bu çiftliği yöneten hayvan ve onun tayfası hep ayrıcalıklıdır. Yazar elbette bunu yazarken belki ki yaşadığı örneklerden yola çıkmış ve romanı 1945 yılında yayınlamış. Hani derler ya gelişmiş ülkeler ile aramızda bilmem ne kadar yıl var diye işte sene 2026 olduğuna göre varın siz hesap edin.














