NÜKLEER SANTRAL
Nükleer santral denince aklımıza önce Çernobil sonra da radyasyon geliyor değil mi? Bu reaktör Ukrayna’da ve kaza olunca ortaya çıkan sızıntıdan farkına varsak da varmasak da etkilendik. Özellikle Karadeniz ve Trakya’da kanser vakaları arttı. Dönemin bakanı çayda radyasyon yok diyebilmek için ekranlarda çay içerken Kazım Koyuncu gibi genç nesiller ünlü ya da ünsüz ayırt etmeden zehirlenmişti bile.
Şimdilerde aynı Ukrayna bu sefer de Rusya ile ne zaman başladığını bile unuttuğumuz bir savaş halinde. Başlarda uzun bir süre Dünya gündeminde kalan bu savaş rutine girdi ama aslında neler olduğunu tam da bilemiyoruz. Son haber Rusya’nın Çernobil Nükleer Santralına drone saldırısı yaptığı idi. Bu haberi duyunca zaten sıkıntılı olan Çernobilde yeni bir sızıntı olur mu diye kaygılanalar elbette olmuştur. Belli ki bu savaşanın kazananı olmayacak ama sıkıntıyı Dünya çapına yaymak için her yol deneniyor.

Mesele İnşaat mı?
Nükleer santral inşatında veya projesinde bulunmadım ama mevcut teknolojik imkanlarla illa ki güvenlik önlemleri maksimum seviyede alınıyor, doğal afetler, deprem, konum, insan ve çevre faktörleri göz önüne alınıyordur. Doğal kaynakların sınırlı olması artan nufüs ve enerji ihtiyacı bu santrallerin yapılmasını gerektiriyor mu emin değiliz. Tamam gelişmiş ülkelerin hepsinde oldukça yaygın olarak bunlar yapılmış ama yapıldığı zamanın teknolojisi günümüze göre hala yeterli mi değil mi? Neden bazı gelişmiş ülkeler bu teknolojiden vazgeçti ve hatta tüm fosil kaynaklı enerji kaynaklarından bile vazgeçenler oluyor. Bir sıkıntı mı var?
Bir kere bu santrallerin bir kapama düğmesi var mı yok mu? Tehlike arz eden bir durumda mesela bir deprem anında veya SAVAŞ halinde üzerine füze geliyorken radyasyonu tamamen kapatabiliyor muyuz? Yaşanmış nükleer sızıntıların geçmişte yaşattıkları ortada iken böyle bir tesise füze atmak ya da saldırmak için nasıl bir insani akla sahip olunduğu da ayrıca sorgulanmalıdır. Savaş halinde iken bile bu davranışı yapanlar doğrudan insan ırkına karşı soykırım suçlusu olarak ilan edilmeli ve en şiddetli yaptırımlar yapılmalıdır.

Diyelim ki kapatma düğmesi yok ve olası kaza halinde kontrol edilemiyor ise çözüm nedir? ne yapabiliriz? Çernobil yaşandığında tek yaptıkları şey reaktörü gömmeye çalışmaktı. Oysa radyasyonu en çok engelleyebilen element kurşun. Beton ve su sadece yavaşlatıyor. Tam olarak engelleyebilen bir element ya da nesne yok. O zaman akla gelen ilk ve en etkili konum bu reaktörleri olabildiğince toprağın altına gömmek değil mi tıpkı hastanelerde röntgen vb alanların gömülü bodrum katlarında yaptıkları gibi.
Bana göre bir nükleer santral sadece toprak altında değil aynı zamanda bütün birimleri ile beraber yüzeyden görünmeyecek şekilde kurşun elementi ile yeteri kadar doldurulmuş veya doldurulabilecek durumda en gizli şekilde yapılmalıdır. Soğutması, elektriği güvenliği vs dahil hiç bir şeyi hedef olabilecek kadar bile yüzeyde olmamalıdır. Bütün bunlar sağlanabiliyorsa ancak yapım kararı verilmeli yoksa yapılmamalıdır. Çünkü bütün riskler sadece doğal kaynaklı değil bilmem anlatabiliyor muyum?














