NSEB
2008 yılından beri Binalarada Enerji Performansı Yönetmeliğimiz var. Enerji kimlik belgesi de bu yönetmelikle beraber hayatımıza girmişti. 2022 yılında ise bu yönetmeliğe ek bir tanım getirildi; “Neredeyse Sıfır Enerjili Bina (NSEB): Yüksek enerji performansına ve aynı zamanda belli oranda yenilenebilir enerji kullanımına sahip olan binayı,” böylelikle 2025 yılından itibaren NSEB de artık hayatımızda. Tanımı ile ismi arasında bir anlam karmaşası olsa da biz tanımına bakalım.

Yönetmeliğin 23. maddesi;
(1) NSEB niteliğindeki binaların Enerji Kimlik Belgesindeki enerji performans sınıfının B veya daha iyi olması ve aynı zamanda binanın birincil enerji ihtiyacının en az %10’u oranında yenilenebilir enerji kullanımına sahip olması zorunludur.
(2) Toplam yapı inşaat alanı 2000 m2 ve üzeri olan binaların NSEB olarak inşa edilmesi zorunludur. Bu binaların mimari, mekanik ve aydınlatma projelerinin bu Yönetmeliğe uygunluğunu gösteren ve EK-10’da yer alan “Ön Hesap Sonuç Formu”nun, BEP-TR yazılımı ile hazırlanarak ruhsat eki projeler ile birlikte sunulması zorunludur. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 26 ncı maddesine göre avan proje esas alınarak yapı ruhsatı düzenlenmesi durumunda “Ön Hesap Sonuç Formu” aranmaz.

Şimdiden söylemek lazım ki geleceğin en önemli ve büyüyen sektörü enerji olacak. 2000 metrekare şartı bir bina için çok büyük bir rakam değil. Uygulama tutarsa muhtemelen bir süre sonra değiştirilip daha yaygın hale getirilecektir. Ayrıca %10 yenilenebilir enerji şartı zorunluluğu bu yönetmelikle getirilmese bile günümüz teknolojileri ve iklim değişikliği meselesi sorunları insanları kendi çözümlerini bulma noktasına getirecekti. Yani normal bir binada en azından ortak alanlardaki enerji tüketimini karşılayabilecek GES sistemi çatılarında karşılanabilir. Bu, şimdiye kadar yapıda söz sahibi olanların zihin açıklıklarına bağlı idi.
Aslında birazcık düşününce çok geç kalındığını anlamak güç değil. Gözümüzün önünde, kafamızın üstünde, ömrümüzün neredeyse %70 lik bölümünü birlikte geçirdiğimiz GÜNEŞ insanlıktan daha önce de buradaydı şimdi de burada gelecekte de burada olacak. Dünyanın ve üzerindeki her şeyin yaşam kayanağını şimdiye kadar neden fark etmedik ki? İlla ki kriz mi çıkmalıydı? Düşünsenize günün belli saatlerinde doğrudan cildinizi güneşe maruz bırakırsanız vücudumuzun savunma ve bağışıklığının anahtarı D vitaminini almış oluyorsunuz. Sizce de büyük bir mucize gibi gelmiyor mu? Güneş ışınlarındaki mucizeyi sadece vücudumuz için değil yapılarımız için de kullanma vakti geldi de geçiyor.
Depremler yapı statiğini, demiri, betonu ve yapı denetimini nasıl etkiledi ise iklim krizi de yapılardaki enerji ve tasarruf uygulamalarını etkiledi. Biz insanlar aklımızı ne zaman kullanmaya başlayacağız? illa ki doğanın bize bunu göstermesi mi gerekiyor?














