“Küfür” kelimesi, genellikle hakaret içeren veya kaba olarak kabul edilen, saygısız ifadeleri tanımlar. Küfürlü konuşmalar, insanlar arasında aşağılayıcı, rahatsız edici veya saldırgan olarak algılanır ve çoğu kültürde hoş karşılanmaz. Öte yandan alışılmış ve sıradanlaşmış bazı sözler özellikle gelişmiş ülkelerin gündelik konuşmalarında sıklıkla kullanılmaktadır.

Köken ve Tarihçe

Küfür kelimesi, Arapça kökenlidir ve “küf” kökünden gelir. Aslen, “inkâr etmek” veya “reddetmek” anlamlarına gelir. Zamanla, bu kelimenin anlamı genişlemiş ve hakaret içeren veya kaba dil anlamında kullanılmaya başlanmıştır. Sövgü ya da sövmek de eş anlamlısıdır. Küfürlü konuşmaların tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insan topluluklarından bu yana, dilin gelişimi ile birlikte, küfürlü ve aşağılayıcı ifadeler de ortaya çıkmıştır. Küfür, duyguların yoğun bir şekilde ifade edilmesi için kullanılan bir araç olmuştur. Farklı kültürlerde ve dillerde küfürün kabul edilebilirliği ve anlamı değişiklik gösterebilir. Bazı toplumlar küfürü daha hoşgörülü karşılarken, diğerleri daha katı kurallara sahip olabilir.

Eskiden ya da bilmiyorken erkeklerin daha çok küfürbaz olduğu düşünülüyordu. Ama değişen yaşam şartları, iletişim, internet ve sosyal medya ile bazı kadınların bu konuda hiç de aşağı kalmadıklarını sadece kendi aralarında değil erkeklerle ile birlikte iken bile çok rahatlıkla küfürlü konuştuklarını görüyoruz, duyuyoruz.

SONUNDA İYİLER KAZANIR

Son zamanlarda özellikle spor müsabakalarında toplumsal bir histeri gibi topluca edilen küfürlü tezahüratlar kimi zaman gündem kimi zaman da görmemezlikten geliniyor. Eskiden rakip takım ile alay etmek ve kızdırmak amaçlı yapılıyorken şimdilerde doğrudan o takım hedefleniyor. Geldiğimiz noktada sen ben o diye ayırt etmeden söylemek gerekir ki hepimiz öyle ya da böyle küfür ediyoruz. Bana göre küfür çaresizlik ve yapacak son şey olarak kullanılıyor.

Türk Ceza Kanununun içerisinde küfür ifadesi yok ama konu hakaret başlığı altında sövmek olarak işlenmiş. Ama bana göre asıl ilginç olan bu bölümün başlığının “Şerefe Karşı Suçlar” olması. Üstelik şeref kelimesinin tanımı da bu kanunda yapılmamış. Oysa malumunuz ülkemizin bulunduğu coğrafyada namus, şeref, haysiyet ve onur üzerine bırakın küfürü, cinayet kültürü var. Adına kan davası denilmiş ama mesele kan dökmek ile başlamıyor kan dökmek işin sonuç kısmı. Türk Ceza Kanunu madde 125 şöyle yazıyor; “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi …. cezalandırılır.” Burada onur şeref ve saygınlık gibi subjektif ve göreceli kavramlar kullanılmış ve gerçek bir kişiden bahsedilmiştir. Bu durumda tüzel kişiliklere edilen bu tür hakaretler bu madde kapsamına girmeyecektir. Ayrıca metinde soyut kavramlara karşı somut bir fiil beklentisi ile sövmek suretiyle saldırmak gibi anlamı oldukça tartışılır yoruma açık bir tarif içermektedir.

Küfür meselesi insanlık tarihi ile başlıyor ama bunun nedenleri ve sonuçları hem psikolojinin hem de sosyolojinin irdelemesi gereken bir olgu. Bırakın farklı kültürleri, her insanın şeref, onur ve saygınlık tarifi farklıdır. Kimisi aile geleneğine bağlı kalır, kimisi mahalle, kimisi de toplum nezdinde unvanı için yaşar. Herkes ne der? diye düşünerek kendi doğrularını veya isteklerini yapamayan pek çok insan da mevcuttur.

Küfür etmek insanı rahatlatır mı sorusunun cevabı çoğunlukla evet ise de bu fiilin spesifik bir kişiye özellikle de aynı ortamda söylemesinin ciddi bir rahatsızlık doğuracağı da açıktır. Ama biz insanların çevremizdeki olanlardan etkilendiği ve olumsuzlukların içimizde biriktiği de açıktır. Gelişmiş toplumlarda pek çok insanın psikolog desteği aldığı, stresi atacak çeşitli aktivitelere katıldığı da düşünülürse soyut bir ifadenin somut bir cezaya dönmemesi için dikkatli olmakta fayda var.

GOOGLE