TRABZON – GALATASARAY
Milli maçlar sebebiyle Süper Lig maçları iki haftadır oynanmayınca sanki devre arası gibi bir hissiyat oluştu, neredeyse futbolu unuttuk. Dünya’nın bir çok yerinde saat farkları da iklimler de dahil edilince hem her saat futbol maçı var. Bu durum kaçınılmaz ama bu karmaşanın içinde Dünya kupası tanzim etmek de cidden büyük bir iş. Milli maçlar ile kulüp maçlarının birbirini etkilemeyecek bir statüde oynanması bir süredir tartışıyor. Bunun çözümü belki de izolasyondur. Yani milli maçlar ayrı bir lig ve oradaki oyuncular ayrı, kulüp maçları da ayrı bir lig ve oyuncuları ayrı. Sezon başlarında oyunculara tercih hakkı verilecek kulüpler de milli takım da kadro oluşturacak birini seçen diğerini seçemeyecek. Milli maçlar hafta içi diğerleri hafta sonu oynanacak. Bunu bir düşünmek tartışmak ve beyin fırtınası yapmak lazım.

Her ne sebeple olursa olsun lige verilen arada sonrası oynanacak ilk maç her zaman sıkıntılı olur. Bu maçın da böyle olacağını kestirmek yanlış olmaz. Üzerine deplasmanda olmak, üç kritik eksik ki birisi Osi olunca Okan Buruk’un vay haline. İcardi meselesi de ayrı bir sıkıntı. Bu camiaya bu kadar aidiyet hissederek daha az kazanma uğruna Galatasaray’ı seçen bir oyuncunun kısa sürede bunu kaybetmesi pek normal değildir. Ortada ciddi bir durum vardır, gerçeği şimdilik bilmiyoruz ama elbet bir gün birileri açıklar. Bu oyuncu üç sene önce bizim 1. golcümüz değil miydi? Sakatlık ve ailevi sorunlar sonrasında elbette 2. golcü durumuna düşmesi normal karşılanır ama bütün bunlar olmasa iki süper golcünü aynı anda sahada oynatabilecek bir oyunu ve oyuncu grubunu yapmaz isen olacağı bu olur. Üstelik böyle bir oyunu oynayacağını söyleyip de yapmaz isen bu durumun sorumlusu da sen olursun. Bütün bunlar elbet bir gün ortaya çıkar ancak kaçan balık büyük olur. Bekleyip göreceğiz. Bu maçın üç ihtimale de açık sonucu sadece cepten yemiş oluruz. Önemli olan şey Avrupa olmadan tüm konsantrasyonu lige verebilmeyi başlatmış olmak umarım bu bol puanlı olur.













