SOFYA

Üç gecelik Sofya gezisinde aslında ilk kez gelmemiş olmama rağmen hakkında hiç bir şey bilmiyormuş gibi hissettim. Önceki gelişlerimiz en fazla bir kaç saatlik tur molası gibiydi. Bu sefer üç gece kalıp şehrin kalbinde yürüme fırsatı bulduk. Benim en çok ilgimi çeken toplu ulaşım organizasyonu oldu. Bu şehir için ben kısaca tramvay şehri diyebilirim. Üstelik eski, yeni ve en yeni tramvayların hepsi aynı zamanda kullanılıyor. Aynı hatta birden çok rota olması, durakların ise normal otobüs durakları ile aynı kullanılması müthiş fikir. Yani herhangi bir platform yok, insanlar otobüse biner gibi inip biniyorlar, duraklarda sadece dijital bir gösterge var kaç numaralı vasıta kaç dakikada gelecek onu gösteriyor. Bilet gişesi filan yok, görevli yok, hatta rulmanı bile görmüyorsunuz, aldığınız biniş kartını okutup okutmamak ta size kalmış.  Tek gereken enerji kablosu o da bir ağ gibi yolların üstünde. İşin garibi hem rayların hem de elektrik tellerinin bu kadar çok olması pek de rahatsız etmiyor.

LE RIZ AU LAIT

Sofya ülkenin batısında, yemyeşil Vitoşa Dağı’nın eteklerinde yer alır Avrupa’nın en eski yerleşim yerlerinden biri olup, tarihi MÖ 8. yüzyıla kadar uzanır. Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük medeniyetlerin izlerini taşır. Şehrin altında, Roma dönemi kalıntıları olan Serdika Antik Kenti görülebilir. Her sokağında ağaçlar, şehrin dört yönüne konuşlanmış büyük yeşil alanlar gerçekten iyi düşünülmüş. Bir çok ana cadde oldukça geniş.


Şehrin en ünlü simgesi, ihtişamlı Aleksandr Nevski Katedrali’dir. Bu yapı oldukça ihtişamlı ve ister gündüz ister gece fotoğraf tutkunları için en özel pozlarını veriyor.  Ayrıca, 4. yüzyıldan kalma St. George Rotunda Kilisesi gibi çok eski yapılar da mevcuttur. Hem tarihi dokuyu koruyan hem de canlı bir sosyal hayata sahip modern bir Avrupa başkentidir. Giderek popülerleşen bir turizm ve ekonomik merkezdir. Bir turist olarak elbette öncelikle merkezdeki tarihi yerleri ve mekanları gözlemliyorsunuz, doğal olarak daha az bakımlı biraz varoş ve bakımsız bölgeleri de var. Ama genel olarak alışveriş caddeleri bol yeme içme mekanları, tarihi tiyatro ve üniversite binaları ile birlikte görülmesi gereken bir yer. Hele ki Balkanları ve yakın ülkeleri arabanızla gezmek istiyorsanız.

Şehirdeki otopark sistemi biraz garip olsa da konakladığınız otellerin bir çoğu günlük otopark ücreti alıyorlar. Bazı otellerde tamamen ücretsiz de olabiliyor. Bana göre en güzeli toplu taşıma araçları ile şehri gezmek. Merkezdeki en popüler mekan Happy Bar & Grill. akşam üzeri sürekli bir kuyruk var ve neredeyse 8-9 a kadar devam ediyor. Ama sadece onunla kalmayıp pek çok kaliteli mekan da bulmak mümkün. Geniş bir alana yayılan şehirde AVM lerde mevcut ama istiklal caddesi benzeri açık yürüme caddesi de oldukça cazip. Fiyatların çok ucuz olduğu söylenemez ama indirimli ürünlerden almak biraz daha hesaplı olabilir. Ama boş verin siz hesabı alış verişi, farklı yerleri keşfetmenin keyfine varın.

GOOGLE

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir