Demografi, insan nüfusunun büyüklüğünü, yapısını ve dağılımını inceleyen bir bilim dalıdır. Bu alan, nüfusla ilgili istatistiksel verileri toplar, analiz eder ve yorumlar. Demografik çalışmalar, doğum oranları, ölüm oranları, yaş dağılımı, cinsiyet oranları, göç hareketleri ve evlilik oranları gibi konuları kapsar. Demografi, sosyal bilimlerde, ekonomi, kamu politikası, sağlık planlaması ve şehir planlaması gibi birçok alanda önemli rol oynar.

İSTİLA

Türkiyenin demografisi biraz da Osmanlı İmparatorluğundan kalma bir mirastır. O zamanlar her türlü ırk ve milletten insan vergilerini vererek bir şekilde bir arada yaşamışlar ama günümüze gelene kadar yaşanan toplumsal değişim ve yönetim modellerinin değişmesi küçük topluluklar halinde yaşayan insanlara güçleri mertebesinde kendi ülkelerinin kurma hakkı vermiş. Avrupada, Asyada, Afrikada ve Ortadoğuda bir çok bağımsız devletler kurulmuş. Osmanlı İmparatorluğunun en geniş sınırları içerisinde günümüzde 45 tane devlet bulunması nereden nereye gelindiğinin en basit göstergesidir.

Türkiye

İşte bu topluluk içerisinde biz Türkler belki en büyük nufüsa sahipmişiz ama totale bakıldığında imparatorluğun toplam nufüs içerisindeki payı %35-40 düzeylerinde imiş. Bu şu demek ortada bir çoğunluk yok herkez azınlık, ülkeyi yönetenler ayrıcalıklı ve onlar sadece kendi payitahtının derdinde. Öyle ya ülke sınırlarında herkes kendine düşeni yapar, mesela Türkler asker olur, Ermeniler ve Rumlar tüccar, sırplar devlet yöneticisi gibi. Fransız ihtilali sonrası yükselen milliyetçilik ve demokrasi isyanı sonrasında yaşanan 1. Dünya Savaşı bu denklemi çözmüş ve herkes bir şekilde kendi yolunu bulmak zorunda kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti ise bu vesile ile yok edilmekten Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları sayesinde kendisini Türk kabul eden insanların tarihin en büyük bağımsızlık hareketiyle kurulmuştur.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ 100 YAŞINDA

Türkiye Cumhuriyeti özellikle Balkanlardan ve eski imparatorluk sınırlarından gelen göçlerle Türk insanın kendine ait hissettiği, Ermeninin, Arabın, Rumun, Sırpın, Bulgarın vs diğer milettlerin kalmak isteyenler dışında kendi ülkelerine gittiği tam bağımsız, demokratik ve özgür bir ülke olarak tarihteki yerini almıştır. Ülkemiz kendine özgü ekonomik yapısı ile dünyanın en zengin ülkesi olamayacaktır ama yaşam standartları bakımından en üstlerde kendine yer bulan özel bir ülkedir. 

Büyük Ortadoğu Projesi

Ancak ABD başta olmak üzere Büyük Ortadoğu Projesi adı altında bir yutturmaca ile Ortadoğudaki bazı devletleri parçalamak üzerine kurulumuş düzenin sonucu savaşlar ile yaşanmaz hale getirirlerek göç etmeye mecbur bırakıp büyük nufüs hareketleri ile özellikle ülkemiz hedef alınmıştır. İlk başlarda canlarını kurtarmak üzere gelen insanlar diye lanse edilen göçmenler günümüzde gerçek yüzleriyle ortaya çıkmaya başlamışlar Türkiye Cumhuriyetinin demografi yapısını değiştirmişlerdir. Ülkeyi yöneten muhafazakar mutlu azınlık bunun karşılığından para almış ve almaya devam ederek ülkemizi yeni bir ortadoğu haline getirmişlerdir. Bu küçük ortadoğuda sadece Suriye değil Afganistan ve Pakistan gibi ülkeler ile birlikte neredeyse geri kalmış fakir her ülkeden mülteci istilasına maruz bırakılmıştır. Hani her seçimde muhalefet için ülkenin beka sorunu diye laf edenler son 15 yılda bırakın ekonomiyi sadece mülteci politikaları yüzünden, para için toprak, mülk ve vatandaşlığı bile satan esas beka probleminin kendisi olduğu, geleceğini bilemediğimiz bir ülke haline getirdiler. 

Türkiye Cumhuriyetinin en büyük sorunu ne ekonomi ne demokrasi ne eğitim ne de sağlık değildir artık. Tek öncelik mülteci istilasına karşı topyekün yapılacak mücadele ve yeniden bağımsızlıktır olması gereken.

GOOGLE

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir